zor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2012 Perşembe

Yoktun

Sadece senin için geldim sadece senin içindi sen yoktun yine.

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Famous Blue Raincoat


Ah leonard amca güzel sözlerin adamı pek yaşlanmışsın be.

Bu şarkı öyle bir şarkı ki uzun süredir hep kafamda çalıyor, rüyalarımda çalıyor. Yumuşacık acıklı parçalayan bir şarkı insanı ki ne derece parçalandığımın farkında değilim bu şarkı sayesinde. Aldatılan adamın ihanet eden yakın arkadaşına yazdığı şarkı. Yorgun bir adamın yazdığı imkansız bir mektup bu, gurur ve acı dolu.

" I want you to know your enemy is sleeping 
  I want you to know your woman is free 
  Thanks for the trouble you took from her eyes I thought it was there for good 
  So i never really tired "



25 Temmuz 2012 Çarşamba

Mutlu

Hayat benim, herşeyi kendim için yapıyorum. Ve eğer yaşıyorsam başkalarını mutlu etmek benim amacım oldu, yakınlarımı, ailemi, dostlarımı, sevdiğim herkesi, sevebileceğim herkesi, hatta bazen sevmediklerimi bile. Bu kendim için yapabileceğim en büyük şeylerden biri fakat bazı sorunlar var.


Hep çevremdekileri mutlu etmek istedim ama neredeyse hiçbir zaman direk yapamadım bunu. Bazen güzel şeyler söyleyip mutlu etmek istedim, bazen güzel bir şey yaparak. Basit olsun istedim hemen olsun mutlu olsun. Ne güzel şeyler söyleyebildim ne güzel şeyler yapabildim. Hatta bazen güzel birşeyler planlamışken, istemişken hatta ve hatta bana yapılan güzel bir şey için teşekkür etmek isterken berbat ettim üzdüm insanları. Birini mutlu etmem hep dolambaçlı yoldan oldu, bazen ben anlamadım onu mutlu ettiğimi bazen o anlamadı onu mutlu edenin ben olduğumu. Olsun böyleside güzel, keşke kendimi anlayabilsem.

12 Haziran 2012 Salı

Hissetme(me)k

Hissetmek. Evet doğru kelime. Dokunduğunda hissetmek bir şeyi, birazdan olacak bir şeyi hissetmek, olan bir şeyin olduğunu hissetmek, aşkı hissetmek, dostluğu hissetmek, sevgiyi hissetmek, sigaranın ilk dumanını içine çektiğindeki uyuşukluğu hissetmek, baktığında insanların içini görebildiğini hissetmek, düşerken boşluğu hissetmek, korkuyu hissetmek, elini kestiğinde sıcağı hissetmek, bildiğin şeyin doğru olduğunu hissetmek, tahmin ettiğin şeyin olacağını hissetmek, acı çektiğinde biteceğini hissetmek, varlığımı hissetmek, seni hissetmek.

Bazen öyle bir an geliyor ki hissetmeyi istiyorum tüm bu şeyleri, herhangi bir şeyi. Hissetmek istiyorum çünkü o an hissedemiyorum. Ne görebiliyorum ne duyabiliyorum ne dokunabiliyorum. Öyle bir an ki sanki tüm hissettiğim şeylere tüm hislerime bir ağıt. Ben ben olmuyorum yokoluyorum, ruhum yokoluyor, bu dünyada olmuyorum bu evrende olmuyorum. Tamamen boşlukta çaresiz, çaresizliği bile hissedemiyorum. Sadece bitsin istiyorum nedensizce, güvende hissetmek istiyorum.


8 Haziran 2012 Cuma

Diyorum?! Ben?

Yarın son finalim var ve haliyle çalışmayıp saçma sapan düşünüyorum.



Neden burdayım diyorum neden bu bölümü okuyorum, istemiyorum. Bazen de istiyorum ama kesinlikle amacım değil burada okumak. Ama bu düşünce final haftası hiç iyi gelmiyor. Özel bir okulda okuyorum, ailemin durumu çok iyi değil benim için inanılmaz sıkıyorlar kendilerini bu nedenle kalmak gibi bir lüksüm yok, şu zamandan sonra bırakmak gibi bir lüksümde yok okulu. Bazı zamanlar geliyor ki bırakmak herşeyden çok istiyorum, bazı zamanlar buraya kadar gelmişim bitireyim cebimde diploma olsun diyorum idealimdeki meslek olmasa bile. Çıkmazda kaldım geçecek kadar çalışamıyorum bu düşüncelerden ve bırakıp gidemiyorumda, keşke diyorum bazen konservatuar kazanabilseydim müzikle okurdum istediğim gibi olurdu. Ama bu düşüncede bölünüyor içinde ya istediğim gibi olmazsa diyorum, belki de okumayıp kendimi müziğe adasam daha mutlu olurum. O zaman param olmaz diyorum, para olmasada olur diyorum, para olmazsa istediğimi nasıl yapabilirim diyorum. Daha sonra başa dönüp herşeyi bırakıp öyle yaparsam hepsini bıraktığım için pişman olabilirim neden sıkmadın kıçını efe diyebilirim diyorum. Diyorumda diyorum uyuyamıyorum finale kalkamayıp derslerden kalıyorum ne kadar hoş değil mi?

3 Haziran 2012 Pazar

Hayalimi Yakalamak

İstediğin şeyler, gerçekten istediğin şeyler zor gerçekleşir hayatta. Zor ulaşırsın onlara. İşin asıl kötü, zor kısmı ise insanlar gerçekten istedikleri şeylerin kolay gerçekleşmesini isterler. Kolay gerçekleşmediği için üzülürler neden hemen olmuyor derler.



İnsan neden anlamıyor anlamıyorum. Kolay olan herşey büyük olsa mükemmel olsa bile hayal kırıklığıdır, basittir. Kolay olan herşeyden insan çabuk bıkar, hemen olan herşeye insan hakettiği değeri vermez, kolay olan şeyde insan aradığını bulamaz. Zor olmalı. Hani ciddi anlamda zor seni düşündürmeli, seni sıkıntıya sokmalı, seni pes ettirmeli bazen. Çok zor olmalı ki hakkettiği yere koyabilelim o istediğimiz şeyi. Bu yüzden neden hemen olmuyor neden kolay değil demekten vazgeçirdim kendimi, tabi ki bazı şeyler kolay olacak ama zor olan şeyede neden kolay ol demiyorum beklerim ben daha büyük mutluluk için. Hayallerim zor, hayallerim zaman istiyor. Bazen pes etsem bile geri dönerim ve günün birinde gerçekleşir buna inanıyorum.

27 Mayıs 2012 Pazar

Özlemek

Hani dünü özlersin bazen, geçmişte yaşadığın güzel şeyleri. Bazılarıda geleceği özler geçmişine dönmek istemez umudu vardır gelecek ile.Kimi eski sevgilisini özler, kimi dostunu, kimi ailesini özler, kimi kaybettiği yakınlarını, ölen köpeğini, kaçan kuşunu özler. Eskiden olduğu kişiyi özler.



Özlemek acıtır insanı, bir parçan kayıptır. Fakat özlediğin zaman bir şeye değer veriyorsundur, bir şeyi seviyor ve istiyor. Ve hissettiğin bütün acıya, sıkıntıya rağmen özlediğin şeye kavuşabilecek olmanın mutluluğu vardır bazılarının. Bazılarında belirsizliğin karmaşası. Bazılarında da özlediği şeye hiç kavuşamıcak olmanın bitkinliği. Yinede güzel bir histir tüm acıya rağmen bir şekilde. Bence en kötüsü özleyecek bir şeyi olmayan insandır. Zordur, pişmandır, yorgundur ve üzgündür hep. Öyle olmadığım için çok şanslıyım çünkü özlüyorum. Bunu neden yazdım onuda bilmiyorum, sebebi yok yazdım gitti!

8 Mayıs 2012 Salı

Tembellik

Finaller yaklaştı, çılgınca ders çalışmam lazım. Şuan yanımda ders notları açık ama ben bloguma yazmayı tercih ediyorum. Ah şu tembellik olmasa çok büyük adam olabilirim, bir de bahar zımbırtısı eklendi yatmaktan başka birşey yapamıyorum. Bir yanımda aile hukuku bir yanımda okumak için çırpındığım kitap diğer yanımda gitarım ve davulum hiçbirine vakit ayıramıyorum.



Ah şu tembellik! Hayatımızda ne kadar büyük bir yer kaplıyor. Kendimi bildim bileli kurtulmaya çalışmışımdır. Yüzdeye vurursak yaşadığım hayatımın yüzde 50si tembellikle geçmiştir ki uyuduğum zamanları saymıyorum. Bunu yaparken kaybettiğim zamanı birşeylere çalışarak, odaklanarak, uğraşarak geçirsem bana ne kadar yararı olacağının o konuda nasıl uzmanlaşabileceğimin istediğim şeyleri yapabileceğimin farkında olmam çok ironik. Bunun bir çaresini bulabilen varsa lütfen bana ulaşsın anlatsın, kurtulmak istiyorum şu durumdan. Aman yada boşver nasıl olsa büyüyünce geçer!

30 Nisan 2012 Pazartesi

Döngü

Bugün garip hissettiğim bir gündü, hergün garip hissederim aslında iyi garip yada kötü garip ama gariptir. Bugün kötü gariplerdendi, aptal gibi hissettim kendimi hazır olmadığım şeylerle karşılaştım.

İnsan bazen bir olayın üstünde düşünür en iyisine, kötüsüne hazırlar kendisini her olasılığı hesaplar çünkü önemsediği bir şeydir ve onu heycanlandırıyordur onu tasarlamak ister. Düşünür düşünür bu olursa böyle davranırım bu olursa böyle der, kendinden emin şekilde bekler olayın gerçekleşmesini bekler ve bekler.. O an geldiğinde bütün tasarı suya düşmüştür, herşey yokolmuştur söylemek istersin yapmak istersin tasarladığın şeyleri "O" an uygun olmayacağını farkedersin. Ve önemsediğin için en iyi şekilde atlatırsın, en güzel şeyleri söylersin. Fakat bir yanık kokusu gelir olay sona erdiğinde burnuna, mahvettiğin yaktığın işin kokusu. Ne büyük saçmalık yaptığını farkedersin gerçekten doğru yapsan bile yanlıştır senin için. Kendine lanet edersin küfredersin, tekrar "Ne yapcam ben ya.." demeye başlarsın ve o saplantıdan kurtulana kadar devam eder bu döngü. İşte o garip his..


19 Nisan 2012 Perşembe

Kızmış Üzgün





Bu gidişle hergün bir şeyler yazacağım galiba buraya. Sürekli kurcalayasım bir şeyler yazasım geliyor. Neyse efenim, son günlerde en çok sevdiğim insanlar garip davranmaya başladı bana sadece his olmasını isterdim ama gözüme sokula sokula oluyor şüphede bile kalamıyorum " hmm, bir terslikmi var acaba " bile diyemiyorum. Hatam olsa yine tamam dicem çok daha güzel düzeltebilirim en azından ama oda yok, aptal oldum. Sanırım hayatın dengesizliği her yerde geçerli sevgili olsun, dost olsun bütün ilişkiler değişiyor zamanla. Bir tek bana işlemiyor yada daha yavaş işliyor bu durum galiba. Çünkü ne gerçekten aşık olduğum birine aşkım bitti ne de dostlarımdan vazgeçtim bugüne kadar. Ya vazgeçildim ya da vazgeçirildim, bilmiyorum birine bağlandığımda kopmamın imkansıza yakın olmasına rağmen. Özellikle bu son olay kafamı çok yoruyor, o yüzden bloguma kusmaya geldim, başlıktada yazıyor ya kusmaya ihtiyacım var artık içimdekileri. Öyle bir an geliyor ki olanlar yüzünden sevdiğim insanlara kızıyorum, kızmaya hakkım olmamasına rağmen kızmak istemememe rağmen. Tabi farkına varınca bide onun üzüntüsü, pişmanlığı, sormayın hiç. İnsan bir şekilde şu kızgınlık denen şeye gem vurmalı. Tabi ki çok ustalık isteyen birşey bu, ben beceremiyorum, olmuyor.

15 Nisan 2012 Pazar

Başlangıç

Birşeylere başlamak zordur. Sadece başlamak değil, başlamayı istemekte zordur emin olamaz insan en emin olduğu şeyden başlamak üzereyse. En basit şeye başlamakta zordur, birine selam vermek konuşmaya başlamak için zordur bazen. Bazen insan sadece başlamamak için başlamaz bir şeye, her şeye. Ve ben böyle garip bir konuşmayla sizlere "Selam!" demek istiyorum dostlar, umarım fikirlerimi istediğim gibi yazar size keyifli yazılar sunar bir yandanda içimdeki fazlalıkları kusup rahatlayabilirim. Eğer bu yazıyı görüyorsanız takipte kalın!